MUAVENET – YARDIMLAŞMA

MUAVENET – YARDIMLAŞMA

Mustafa KOÇYİĞİT

 

       Muavenet:  Sözlükte yardım etmek anlamındadır. Arapça “avene” kökünden mastar olup  “teavün” ile eş anlamlıdır. Yönetici ve meslek sahiplerinin yardımcılarına da “muavin” denir.

       İnsanlar, sosyal bir varlık olarak birbirinin yardımına muhtaçtır. Bu, toplu yaşayışın bir gereğidir. Diğer  yandan  insan yaratılışındaki farklılıklar, güç ve servet dağılımından ortaya çıkan zenginlik – yoksulluk  gerçeği, güçlünün zayıfı ezme eğilimleri insanlar arasında muaveneti (yardımlaşmayı) gerekli kılan hususlardır.

      İslam dini, yardımlaşmaya ve sosyal adalete büyük önem vermiştir. Zekat, fıtır sadakası, fidye, yemin kefaretinin yerine getirilmesinde yoksulu doyurma gibi esaslar, zenginle yoksul arasındaki yardımlaşmaya süreklilik kazandıran sosyal güvenlik kurumlarıdır. Buna, tarih içinde eğitim ve sağlık hizmetlerinde, toplumdaki yetim, öksüz ve dulları gözetmede aşevleri ve kervansaraylar gibi hizmet alanlarında büyük görev üstlenen “Vakıflar” da eklenebilir. Hatta vakıflar insana hizmetin ötesinde, kanadı kırıldığı için uçamayan kuşu koruyacak kadar canlılara merhametin ve desteğin sembolü olmuştur. Diğer yanda kadirşinas sahipleri toplumdaki yoksulları, kendilerine sevap ve manevi derece kazandıran bir nimet gibi görerek bağrına basmıştır.

        Kur’an-ı Kerim ve Sünnet-i Nebevi de yardımlaşmayı emir ve teşvik eden pek çok hüküm vardır. “İyilik ve takva hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.” Maide 2

        Ayette geçen takva, Allah’tan korkup O’na saygı duyarak kötülüklerden sakınmak, günah işlememek demektir. İyilik, güzellik ve hayır amaçlarıyla yardım eden kişiye büyük sevap kazandırır. Fakat günah, haram, kötülük, zulüm, küfür ve düşmanlık konularında başkalarına yardımcı ve destek olmak, bu kötülüğü yapanların  güçlenmesine ve şerrin yayılıp güçlenmesine yardımcı olacağı için, yardımcı olanı da şerre ortak yapar ve sorumlu olur. Özellikle kötülüğe yardım ve destek sonucu toplumda bir kötülük çığırı açılırsa, bu kötülük devam ettiği sürece o çığırı açanlar kendilerine düşen vebal payını yüklenirler. Bunun aksine iyilik, güzellik, hayır çığırı açılmasına katkıda bulunanlar da, insanlar bu hayrı işlediği sürece,  kendisi de işlemiş gibi sevap almaya devam ederler. İyilik yolunu gösteren bu iyiliği yapmış gibi sevap alırlar.

       Mü’minler kardeşlikte tıpkı aksamı  birbirine kenetlenmiş bir binanın tuğlaları gibidirler. Veya bir vücut gibidirler. Bir vücudun herhangi bir azası rahatsız olduğunda bütün bir vücut aynı rahatsızlığı, aynı acıyı duyarsa bir mü’minin çektiği acıyı dünyanın öbür ucunda bile olsa hissetmesi gerekir.

       Hz. Peygamber (SAV) Efendimiz bir hadisi şeriflerinde “Mü’minler kendi aralarındaki merhametlerinde, sevgilerinde, yardımlaşmalarında bir vücut gibidirler. O vücudun bir organı rahatsız olur ağrırsa vücudun diğer kısımları da uykusuzluk ve humma ile ağrır ve rahatsız olur.” Buhari Salat

        Bir mü’min, diğer mü’min kardeşine her durumda yardımcı olması gerekmektedir. Peygamberimiz (SAV)  bir hadisinde “Zalim de olsa, mü!min kardeşine yardım et” buyurmaktadır. Zulüm konusunda nasıl yardım edileceğini ise şu sözlerle dile getirmektedir. ”Yaptığı zulümden onu alıkoymanız” buyurdu. Buhari Mezalim

       Kafir ve münafıkların Müslümanlara verecekleri zararda inanan kimsenin onlara yardımcı olması yasaklanmıştır. Bir ayette “(Ey Muhammed) Kafirlere kesinlikle arka çıkma.” Kasas 86

       Diğer bir ayette: “ Allah ancak sizi, sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurdunuzdan çıkaranları  ve çıkarılmanıza yardımcı olanları dost ve arkadaşlıktan alıkoyar. Kim onları dost ve arkadaş edinirse,işte onlar zalimlerdir.” Mümtehine 9

        Ancak Müslümanlara saldırmayan, onlarla anlaşmalı bulunanlarla diyalog kurulabileceğini şu ayeti kerime açıklamaktadır: “ Allah, din uğrunda sizinle savaşmayanlara ve sizi yurdunuzdan çıkarmayanlara iyilikte bulunmanız, adaletle davranmanızı men etmez. Şüphesiz Allah, adaletle davranıpinsaf ölçülerine bağlı kalanları sever.” Mümtehine 8  Bu ayet, gayr-i müslim ülkelerle ilişkileri düzenlemede önemli bir devletler hukuk prensibini koymaktadır. Hangi şartlarda onlarla işbirliği ve sözleşme yapılabileceğini belirtmektedir.

        Yardımlaşmanın bir çok çeşidi vardır. Bir yoksula sadaka vermek ona bir yardım olduğu gibi, fikir danışanadoğru bilgi vermekte bir yardımlaşmadır. Görüş isteyen kimseye doğru bilgi vermek de bir yardımlaşmadır. Görüş isteyen kimseye verilen doğru bir bilgi veya öneri, ona çok büyük maddi ve manevi kazançlar sağlayabilir.

 

Bir cevap yazın