HABERLER


Büyük Zafer’in 97. yıl dönümü kutlanıyor… İşte 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın anlam ve önemi

Büyük Zafer'in 97. yıl dönümü kutlanıyor... İşte 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın anlam ve önemi

30 Ağustos Zafer Bayramı, 97. yıl dönümü tüm yurtta büyük bir coşkuyla ve minnetle anılıyor. 30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü’nün 97. yıl dönümü, yurtta, KKTC’de ve dış temsilciliklerde törenlerle kutlanıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Anıtkabir’i ziyaret edecek. Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde tebrikleri kabul edecek ve resepsiyon verecek. İşte, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın anlam ve önemine ilişkin bilgiler

Büyük Taarruz’un başarıyla sonuçlanmasının ardından ilan edilen ve zaferi betimleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı, 97. yıl dönümünde coşkuyla kutlanacak. 30 Ağustos Zafer Bayramı anlam ve öneminin vurgulanması için 1926 yılında yayımlanan genelge ile çerçevelenmişti. Peki, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın anlam ve önemi nedir? İşte, o konu hakkında detaylı bilgiler

26 Ağustos 1922’de başlayan 30 Ağustos 1922 gününe kadar beş gün beş gece devam eden Büyük Taarruz, Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanmıştır. Taarruzun planlaması büyük bir gizlilik ve titizlik içinde yapılmıştır. Taarruzun zamanından Gazi Mustafa Kemal Paşa ve yanındaki bir iki yakın mesai arkadaşından başka kimse haberdar olmamıştır.

Büyük Taarruz öncesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden dördüncü defa olmak üzere Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutan unvanı verilmiştir. 30 Ağustos’ta Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlanan Büyük Taarruz gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerek basında gerekse halk arasında büyük sevinçle karşılanmış ve orduya ve ordunun Başkomutanına başarılarından dolayı tebrik telgrafları gelmiştir. Zaferden iki yıl sonra 30 Ağustos 1924’te Dumlupınar’da Büyük Zafer’in Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın da katıldığı bir törenle hem zafer kutlanmış hem de şehitler anılmıştır.

Törende Fevzi Paşa yaptığı konuşmada Büyük Taarruzun bütün aşamalarını anlatmış zaferin önemi konusunda törene katılanlara geniş bilgi vermiştir. Ardından diğer protokol konuşmaları yapılmış ve en son da Gazi Mustafa Kemal Paşa bir konuşma yapmıştır.

Konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Paşa, Büyük Zafer’in Türk milleti için ne anlam taşıdığını ve bundan sonra genç Türkiye
Cumhuriyeti’nin izleyeceği yol ile ilgili görüşlerini anlatmıştır. Törende ayrıca “Meçhul Şehit Anıtı”nın temeli de atılmıştır. Bu törenden iki yıl sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir kanun çıkarılarak 30 Ağustos’un ordunun bayramı olduğu belirlenmiştir.

1926 yılında çıkarılan kanuna uygun dönemin Milli Savunma Bakanı Recep [PEKER] Bey tarafından yayımlanan genelgede ise törenin nasıl yapılacağı ayrıntılı şekilde yazılmıştır.

30 AĞUSTOS İLE İLGİLİ İLK KANUN METNİ ŞU ŞEKİLDE ÇIKMIŞTI

1926 yılında çıkarılan ilk kanunun metni şu şekildedir:

“Kanun Numarası: 795

Birinci Madde: İstiklal Muhaberatında zafer-i katiyi temin eden 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi günü cumhuriyet ordu ve donanmasının zafer bayramıdır.

İkinci Madde: Her yıl dönümünde bu bayram günü kuvva-yı berriye, bahriye ve havayiye tarafından tes’id olunur ve müdafaa-i milliye vekâletinin tanzim edeceği programa göre Dumlupınar’da ayrıca merasim-i askeriye icra edilir. Bugünde bilumum devair ile mektepler tatil olunur.

Üçüncü Madde: Bu kanun neşr tarihinden muteberdir.

Dördüncü Madde: Bu kanun ahkâmını icraya İcra Vekilleri Heyeti memurdur.

1 Nisan 1926”

MİLLİ SAVUNMA BAKANI RECEP PEKER’İN 1926 YILINDA YAYIMLADIĞI KAPSAMLI 30 AĞUSTOS KANUNU

Milli Savunma Bakanlığı görevinde bulunan Recep Peker’in 1926 yılında yayımladığı kapsamlı 30 Ağustos kanunu ise şu şekildedir;

“1 Nisan 1926 tarih ve 795 numaralı Zafer bayramı Kanunu mucibince her sene 30 Ağustos günü yapılacak merasim-i askeriye ve tes’idiyenin esasatı bervech-i zirdir:

1) Merasim mahalli şehid asker abidesinin bulunduğu mevkidir.

a) Bu merasime her sene için tensib edilen kıtat iştirak eder.

b) Merasime usulen abide mıntıkasında bulunan ordu müfettişi riyaset eder. İşbu riyaset vazifesi Müdafaa-i Milliye Vekaleti’nin tensib ve iş’arıyla diğer rüasa-yı askeriyeye dahi tavsiye edilebilir. Mıntıkadaki kolordu kumandanı hazır bulunur. Vaziyet ve icabatına göre mıntıka civarındaki kumandanlardan hazır bulunacaklar da tesbit edilir.

c) Arzu-yu zatiyeleri ile merasime iştirak edecek zabitan ve memurin ile cemiyetler ahaliye mümkün olan veait ve teshilat mezkur kolordu kumandanlığı tarafından gösterilir.

d) Zevaş vakti mahal-i mezkurda yirmi bir pare top atılır ve hitamında merasim başlar.

e) Reis tarafından Zafer bayramı ve Başkumandan Muharebesi tes’id edilir ve bu zaferin timsal-i mübeccili olan Başkumandanımız ve Reis-i Cumhurumuz Hazretleri için temenniyat ve tebcilatta bulunulur ve daha evvelce tesbit edilen hitabeler sırasıyla irad olunur.

f) Ervah-ı şüheda tekrim edilir.

g) Gecid-i resmi icra edilir.

h) Bu merasime mütaalik teferruat-ı saire daha evvel vazife-i riyaseti ifa eden zat tarafından tanzim ve oradakilere edilmiş olmalıdır.

2) Mevaki-i sairede:

a) Zafer Bayramı günü öğleden evvel mahallin en büyük askeri makam sahibi, garnizondaki zabitan ve mensubin-i askeriye tarafından ziyaret edilir. Alelumum bu büyük makamat-ı askeriye ve yukarıdan fırkaya kadar kumandanlar kıtalarını tahriren tebrik eder. Halkın ve askerden maada memurin ve teşkilatın ordu namına vuku bulacak ihtiyari tebrik ziyaretleri mahallin en büyük amir-i askeriyesi tarafından kabul edilir.

b) Tebrik ziyaretlerini müteakib bilumum garnizon heyet-i zabitanı askerin muayene nizamında içtima etmiş bulunacağı mahal veya meydana giderler.[İctima mahallinin eğer varsa şehitlik ve askeri abide mevki civarında bulunması mercuhdur. Mamafih maksada muvafık bir yer intihabı mahalli kumandanlara aiddir.] mahallin en büyük kumandanı yüksek sesle muayene nizamındaki askeri tebrik eder. Ba’de içtima mahallinde zabitan ve efrad evvel emirde bir halka teşkil ederler. Mahallin en büyük kumandanının emir ve tensibiyle garnizonun en kıdemsiz zabiti tarafından bu büyük günün ulviyeti ve ordumuzun İstiklal Muharebatındaki menekıb-ı kahramanesi ve düşman ordusunun imhasıyla neticelenen Başkumandan Muharebesi’nin tarihçesi yüksek sesle kısa, veciz ve kuvvetli olarak
anlatılır. Mezkur izahattan sonra mahallin en büyük kumandanı büyük milli zaferin mübeccel timsali olan Başkumandan Reis-i Cumhur Hazretleri hakkında tebcilat ve temenniyatda bulunur. Şüheda ervahı için takdisatda bulunulur.

c) Bunu müteakib [varsa askeri ve iştirak etmişlerse mülki mektebler] resmi gecid yapılır ve kıtaat ordugahlarına dağılır.

d) Zeval vakti kolordu ve fırka merkezleriyle mevaki-i müstahkemeden, kuvva-ı hevaiye müfettişliği karargahı civarında ve sefain-i harbiyeden yirmi bir pare top endaht olunur.

e) Zevalden sonra bir müddet asker istirahat eder. Saat on beşten sonra asker için eğlenceler ve oyunlar ve gece şenlikler ve fener alayları tertib olunur.

f) Zafer Bayramı günü askerin yemeklerinde tenv’i temin edilir.

g) Öğleden evvelki merasime her garnizondaki berri, bahri, hevai ve hidmetten kabil-i tefrik jandarmalar birlikte iştirak ederler.

h) Zafer bayramı günü aynı zamanda tayyare cemiyetinin de yevm-i mahsusi olduğundan tevhid hareket olunur.

i) Kanun-ı mahsus mucibince Zafer Bayramı günü bilcümle devair ve mektebler tatil edileceği gibi milli ve resmi devair ve mektebler gündüz bayraklarla gece fenerlerle donatılır.

3) Mesarif-i mecbure için Müdafa-i Milliyece müteferrika tertibinden kıtaat ve müessesata mezuniyet verilir.”


———————————————————————————————————————————————-


Yardıma koşan imam, sele kapılarak vefat etti

Araklı Çamlıtepe Mahallesinde mahsur kalan vatandaşlara yardım etmek isteyen imam, iş makinesi ile birlikte sel sularına kapıldı.

Yardıma koşan imam, sele kapılarak vefat etti

  •  19 Haziran 2019, Çarşamba 13:33

Araklı’nın Çamlıktepe Mahallesinde yaşanan sel felaketinde  yardıma koşan cami imamı sele kapılarak hayatını kaybetti.

Sel felaketinin yaşandığı Çamlıktepe mahallesinde imamlık yaptığı öğrenilen 29 yaşındaki Soner Özbay,  azgın sulara kapılarak  yaşamını yitirdi.

Görgü tanıkları, imam Soner Özbay’ın , iş makinesi ile mahsur kalan vatandaşları kurtarmaya  giderken, iş makinesi ile birlikte sel sularına kapılarak yaşamını  yitirdiğini  belirtti.

Araklı’daki sel felaketinde şu ana kadar 10 kişinin yaşamını yitirdiği, bunlardan 8’inin cesetlerine henüz ulaşılamadığı öğrenildi.

 

———————————————————–

Yaz Kur’an Kursları Başlama Tarihi Belli Oldu

Okulların tatil olduğu dönemde ilgi yönetmelik ve yönerge gereği Başkanlığımızca düzenlenen “Yaz Kur’an Kursları” bu yıl 17 Haziran 2019 tarihinde başlayacaktır. Yaz Kur’an Kurslarındaki eğitim-öğretim faaliyetlerinin amacına uygun, daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi için uygulamaya dair esaslar ekte gönderilmiştir.

Yaz Kur'an Kursları Başlama Tarihi Belli Oldu

Okulların  tatil  olduğu  dönemde  ilgi  yönetmelik  ve  yönerge  gereği  Başkanlığımızca düzenlenen”Yaz Kur’an Kursları” bu yıl 17 Haziran 2019tarihinde başlayacaktır. Yaz Kur’an Kurslarındaki eğitim-öğretim  faaliyetlerinin  amacına  uygun, daha  etkin  ve  verimli  bir  şekilde yürütülebilmesiiçin uygulamaya dair esaslar ekte gönderilmiştir.
2019 YILI YAZ KUR’AN KURSLARI UYGULAMA ESASLARI

 

DÖNEMLER

 

KAYIT TARİHİ

 

DÖNEM TARİHİ

 

1. DÖNEM

10 Haziran 2019 – 24 Haziran2019 17 Haziran 2019 – 12 Temmuz2019
 

2. DÖNEM

08 Temmuz 2019 – 22 Temmuz2019 15 Temmuz 2019 – 09 Ağustos2019

 

Yaz  Kur’an  Kursları  17  Haziran  2019  Pazartesi  günü  eğitim-öğretime başlayacaktır. Müftülükler, kursların başladığı ilk gün din hizmetleri personelinin, öğrencilerin, velilerin ve halkın katılımıyla “Yaz Kur’an Kursları Açılış Programı” yapacaktır.
Başkanlığımızca   Diyanet   İşleri   Başkanımız   Prof.   Dr.   Ali   ERBAŞ’ın himayesinde 17 Haziran 2019 Pazartesi günü Başkanlığımız konferans salonunda Yaz Kur’an Kursları Açılış Programı gerçekleştirilecektir. Diyanet TV’den canlı yayınla gösterilecek  olan  Yaz  Kur’an  Kursları  Açılış  Programı,  bütün  personelimiz  ve öğrencilerimizce izlenecektir.

I. YAZ KUR’AN KURSLARINDA EĞİTİM-ÖĞRETİM FAALİYETLERİ
1.    2019 yılı Yaz Kur’an Kursları başlamadan 1 ay önce İl Eğitim Kurulu ve
İlçe  Eğitim  Komisyonları  toplanarak  2018  Yılı  Yaz  Kur’an  Kursu  Raporunu inceleyecek, eğitimin nitelik ve nicelik itibariyle artırılması yönünde gerekli çalışmaları yapacaklardır.
2.    Yaz Kur’an Kurslarında eğitim-öğretim hizmetleri sevgi esasına dayalı
olarak   yürütülecektir.   Kurs   programı   boyunca   öğrencilere   değerli   oldukları hissettirilecek,  güler  yüz,  şefkat  ve  anlayış  gösterilecektir.  Kursta  bulunmalarının önemi ve amacı kendilerine anlatılacaktır.
3.    Sınıflar   oluşturulurken   öğrencilerin    yaş   farklılıkları   göz   önünde
bulundurulacak; eğitim-öğretim ortamı, öğretici vb. şartların uygun olması durumunda öğrencilerin yaş grupları, bilgi seviyeleri ve diğer hususlar dikkate alınarak eğitim- öğretim görmeleri sağlanacaktır.
4.    Yaz Kur’an Kursu eğitimlerinde öğrencilerin istek ve talepleri dikkate
alınacak,  sabah  saatlerinde  kursa  gelemeyen  öğrenciler  için  öğlenden  sonra  kurs
açılacaktır.
5.    Yaz Kur’an Kurslarında yatılı eğitim almak isteyen öğrencilere yönelik
yatılı eğitim verecek Yaz Kur’an kursları açılacaktır.
6.    4-6 yaş grubuna yönelik Yaz Kur’an Kursları EK-2’deki şartları taşımaları
durumunda açılacaktır.
7.    Milli   Eğitim   Bakanlığı   okul   öncesi   eğitimine   devam   eden   ancak
Başkanlığımız 4-6 yaş grubu Kur’an kurslarında eğitim almamış olan öğrencilerden isteklilerin Yaz Kur’an kursunda eğitim almaları yönünde çalışmalar yapılacaktır.
8.    Mevsimlik  işçilerin  çocuklarının  Yaz  Kur’an  kursu  faaliyetlerinden
faydalanması amacıyla söz konusu işçilerin bulunduğu yerlerde Yaz Kur’an kursu açılacaktır.

9.    Mültecilerin  bulunduğu  illerde  mülteci  çocukların  Yaz  Kur’an  kursu
hizmetlerinden faydalanmalarına yönelik çalışmalar yapılacaktır.
10.  Müftülüklerce il/ilçe milli eğitim müdürlükleri ile işbirliği yapılarak örgün eğitime devam eden engelli öğrencilerden isteklilerin Yaz Kur’an kursunda eğitim almaları sağlanacaktır.
11.  Yaz Kur’an kursuna devam eden öğrenciler; kış döneminde İhtiyaç Odaklı Kur’an Kursları Ek Öğretim Programları ve Camilerde Kur’an Öğretimi Hafta Sonu Programı kapsamında eğitim alabilecekleri hususunda bilgilendirilecektir.
12.  Yaz Kur’an kursuna katılan öğrencilerin EK-3 ve EK-4’teki protokoller
kapsamında spor etkinliklerinden faydalanmaları sağlanacaktır.
13.  Yaz Kur’an kursları süresince öğrencilerin bilişsel ve duyuşsal gelişim düzeylerine  uygun  olarak  sosyal,  kültürel  ve  sportif  faaliyetler  yapılacaktır.  Bu faaliyetlerin  gerçekleştirilmesinde  yerel  yönetimler  ve  diğer  kurumlarla  işbirliği yapılabilecektir.
14.  Ödüllendirmelerin ahlaki prensiplerin içselleştirmesinde bir araç olduğu dikkate alınacak, yaz Kur’an kurslarına devam eden öğrencilere maddi değeri yüksek ödüller verilmeyecektir.

II. KAYIT İŞLEMLERİ VE GÖREVLENDİRMELER İLE İLGİLİ HUSUSLAR
1.    Yaz Kur’an kurslarının açılışı, öğrencilerin kayıt işlemleri ve eğitim-öğretim
hizmetleri;  ilgili  yönetmelik,  yönerge,  2019  Yılı  Yaz  Kur’an  Kursları  Uygulama Esasları  ve  Diyanet  İşleri  Başkanlığı  Bilgi  Yönetim  Sistemi  (DİBBYS)  /  Eğitim Hizmetleri Yönetim Sistemi (EHYS)’deki talimatlara uygun olarak yapılacaktır.
2.    Yaz Kur’an kurslarının/sınıflarının açılışı, öğretici ve öğrenci kayıt işlemleri
DİBBYS/EHYS aracılığı ile yapılacaktır.
3.    İl/ilçe müftülüğü, yaz Kur’an kurslarında talep olması durumunda, öğrenci
sayısında 15 şartı aramaksızın (mevzuat gereği ek ders ücreti ödenmiyor olsa da) kurs açacaktır.
4.    Yaz Kur’an kurslarında görme ve işitme engellilere yönelik sınıflar, en az 3
öğrenci ile açılabilecektir. Aynı engel grubuna yönelik ikinci bir sınıf ise öğrenci sayısının 10 olması durumunda açılabilecektir. Engelli öğrencilere yönelik açılacak sınıflarda öğrenim görmek üzere başvuran bireylerden engelli kimlik kartı fotokopisi veya  %40  engelli  olduğunu  gösterir  belge  istenecek,  bu  belge  Kayıt  Dilekçesine eklenerek kursta/camide muhafaza edilecektir.
5.    Yaz Kur’an kurslarının hedef kitlesini çocuk ve gençler oluşturmaktadır. 20 yaş
ve üzerinde olan bireylerin yaz Kur’an kurslarına kaydı yapılmayacak olup bu yaş
grubu “Camilerde Kur’an Öğretimi Programı” kapsamında değerlendirilecektir.
6.    Dilekçe  ile  kursa  başvuruları  kabul  edilen  öğrencilerin  tamamı  mutlaka
DİBBYS/EHYS’ye kaydedilecektir. Sınıf açıldıktan sonra kayıt yaptırmak isteyen öğrenciler de dönem içerisinde mutlaka kaydedilecektir.
7.    Yaz  Kur’an  kurslarında  geçici  görevlendirmeler,  İnsan  Kaynakları  Genel
Müdürlüğünce  belirlenen  usul  ve  esaslar  çerçevesinde  DİBBYS/İKYS  programı üzerinden yapılacaktır.

8.    Kur’an kursları ve camiler haricindeki diğer mekânlarda görevlendirilen geçici
öğreticiler doğrudan müftülüğe bağlı olmakla beraber; eğitimin verimli bir şekilde yürütülebilmesi  için,  müftülüğün  belirleyeceği  kurs  yöneticilerinden  veya  cami görevlilerinden biri geçici öğreticilere rehberlik edecektir.
9.    İmam-hatip lisesi meslek dersleri öğretmenleri ve din kültürü ahlak bilgisi
öğretmenleri, müftülükçe ihtiyaç duyulması halinde; DHBTS puanı aranmaksızın ve geçici   öğretici   görevlendirme   sınavına   girmeksizin   Yaz   Kur’an   kurslarında görevlendirilebileceklerdir.
10.  Öğreticilerin yaz Kur’an kursları eğitim-öğretim döneminde izin kullanmaları eğitim faaliyetlerini aksatmaktadır. Bu sebeple; zorunlu haller dışında yaz Kur’an kurslarında görevli personel yıllık izin kullanmayacaktır.
11.  Yatılı eğitim verilen yaz Kur’an kurslarında; günde 6 saat; haftada beş gün eğitim yapılacaktır. Bu kurslarda öncelikle pedagojik formasyonu olan ilahiyat mezunu ya da tashih-i huruf eğitimi almış olan öğreticiler görevlendirilecektir.
12.  Kur’an  kursu  ve  cami  dışındaki  diğer  mekânlarda;  açılış  onayı,  öğretici görevlendirme onayı, sınıf açma talep formu, öğrenci yoklama ve ders defteri, öğretim programı ve müftülükçe gönderilen yazılar bulundurulacak, diğer belge ve defterler ise müftülükte muhafaza edilecektir. Kursta bulundurulan evraklar, eğitim-öğretim dönemi sonunda müftülüğe teslim edilecektir.
13.  Kur’an  kursu  ve  cami  dışındaki  diğer  mekânlarda  ihtiyaç  olması  halinde müftülüklerce yaz Kur’an kursu açılacaktır.
14.  Yapılan denetimler neticesinde sistemde kayıtlı olmayan öğrencileri okuttuğu tespit edilen öğreticiler hakkında 657 sayılı Kanunun 125. maddesi uyarınca gerekli işlem yapılacaktır.
15.  Yaz Kur’an Kurslarında görevlendirilenlere 24 Temmuz 2009 tarih ve 27298 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Diyanet İşleri Başkanlığınca Düzenlenen Eğitim- Öğretim Faaliyetlerinde Uygulanacak Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararına göre ek ders ücreti ödenecektir. Kayıt tarihleri içerisinde sistemde ders tanımlaması yapmayan veya yeterli sayıda öğrenciyi sisteme kaydetmeyenlere ek ders ücreti ödenmeyecektir.

III. EĞİTİM-ÖĞRETİM PROGRAMLARI VE MATERYALLERİ
1.    Yaz Kur’an Kurslarında Başkanlıkça hazırlanan 8 hafta günde 3 saatten oluşan
“Yaz Kur’an Kursları Öğretim Programları” uygulanacaktır.
2.    Yaz  Kur’an  Kurslarında  yatılı  eğitim  verilmesi  durumunda;  Başkanlıkça
hazırlanan “Yaz Kur’an Kursları Öğretim Programı (Yatılı)” uygulanacaktır. Program;
https://egitimhizmetleri.diyanet.gov.tr/sayfa/489    web    adresinden    indirilerek
kullanılabilecektir.
3.    Yaz Kur’an Kurslarında yaş grupları dikkate alınarak Başkanlıkça hazırlanan
ders kitapları ve materyaller kullanılacaktır. Daha önceki yıllarda yaz Kur’an kursuna gelmiş öğrencilere Başkanlıkça ücretsiz olarak verilen ve öğrencilerin elinde bulunan kitap ve materyaller tekrar verilmeyecektir. Bu itibarla;
a. 4-6 yaş grubu için; 4-6 Yaş Grubu Kur’an Kursları Etkinlik Kitabı,

b. 7 yaş ve üzeri için; “Yaz Kur’an Kursları Dinimi Öğreniyorum” ve “Yaz
Kur’an Kursları Etkinlik Kitabım”,
c. 12  yaş  ve  üzeri  için;  “Temel  Dini  Bilgiler  Dinim  İslam,  kitapları
kullanılacaktır.
4.    Yaz Kur’an kursu kitapları müftülüklerimize ücretsiz olarak gönderilecektir.
İhtiyaç duyulması halinde yaz Kur’an kursu eğitim-öğretim materyalleri Dini Yayınlar
Genel Müdürlüğü’nden temin edilebilecektir.
5.    Yaz Kur’an kursları eğitim-öğretim faaliyetlerinde yardımcı materyal olarak
Başkanlığımızın çocuklara yönelik yayınlarından istifade edilecek, söz konusu yayınlar öğrencilere  tanıtılacak  ve  öğrencilerin  ilgili  yayınlardan  faydalanmaları  teşvik edilecektir.
6.    Yaz Kur’an Kursları Öğrenci Yoklama ve Ders Defteri ihtiyaç duyulması
halinde müftülükler aracılığıyla Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Matbaacılık ve Ticaret
İşletmesi Müdürlüğü’nden temin edilebilecektir. (TDV Yayın Matbaacılık Tel:0312-
354 91 31)

IV.    EĞİTİM-ÖĞRETİMİN    ETKİNLİĞİNİ    VE    VERİMLİLİĞİNİ ARTIRMAYA YÖNELİK FAALİYETLER
1.    Yaz Kur’an Kurslarında ahlaki değerler, kardeşlik, vatan sevgisi ve birlik
beraberlik konularına ağırlık verilecektir. Dersler işlenirken aşağıdaki hususlara dikkat
edilecektir:
a.   Kur’an-ı Kerim dersi işlenirken ahlaki değerler, kardeşlik, vatan sevgisi, birlik, beraberlik konulu âyetler mealleri ile birlikte okunacak ve dinimizin kardeşlik,    birlik,    beraberlik    ve    vatan    sevgisi    anlayışı    çocuklara
kazandırılmaya  çalışılacaktır. Derslerde Hz. Peygamber’in konuyla ilgili hadislerine yer verilecektir. Dini bilgiler dersinde ibadetlerin kardeşlik, birlik ve beraberliğimize katkısına vurgu yapılacaktır.
b.   Ahlaki değerler, kardeşlik, vatan sevgisi ve birlik beraberlik konularının öğrencilere kazandırılması amacıyla drama, piyes vb. etkinlikler ile şiir, kompozisyon ve resim yarışmaları düzenlenecektir. Yarışmalarda dereceye giren öğrenciler müftülüklerce ödüllendirilecektir.
c.   “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” ile ilgili öğrenci ve velilerin katılımıyla şehitlerimizi anma merasimi düzenlenecek, merasimlerde vatan sevgisi ile birlik ve beraberlik konularına vurgu yapılacaktır.
2.    Çocuklara her hafta bir ayet ve hadis öğretilecektir.
3.    Her kurs ve camide imkânlar ölçüsünde Başkanlığımız çocuk yayınlarını
içeren   çocuk   kitaplığı/kütüphanesi   EK-5   tavsiye   kitap   listesi   doğrultusunda
oluşturulacaktır.
4.    Yaz Kur’an Kurslarına devam eden öğrencilerin -ders kitapları hariç- Diyanet
İşleri Başkanlığı çocuk yayınlarından her hafta bir tane olmak üzere “Sekiz Haftada Sekiz Kitap” okumaları ve öğreticilerin rehberliğinde kritiğini yapmaları sağlanacaktır.

V. YAZ KUR’AN KURSLARI HİZMET İÇİ EĞİTİM SEMİNERLERİ
Yaz Kur’an Kurslarının daha etkin ve verimli olması amacıyla Yaz Kur’an
Kurslarında görev alacak kadrolu, sözleşmeli ve geçici öğreticilere mahallinde hizmet

içi eğitim semineri düzenlenecektir. Bu hususta il/ilçe müftülükleri gerekli hazırlıkları yapacaktır.
İl/ilçe müftülüklerimizce mahallinde yapılacak olan Yaz Kur’an Kursları hizmet
içi eğitim seminerlerinin düzenlenmesinde aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir:
1. Seminerler,  10-13  ve  18-21  Mart  2019  tarihlerinde  Başkanlığımızca yapılan  hizmet  içi  eğitim  seminerine  katılan  personelin  koordinatörlüğünde,  Yaz Kur’an Kurslarında görevlendirilecek tüm personeli kapsayacak şekilde 10-16 Haziran 2019 tarihleri arasında yapılacaktır. Seminerlerin süresi ve saatleri katılımcı sayısı ve mahallin imkânları ölçüsünde il/ilçe müftülüklerince planlanacaktır.
2. Başkanlığımızca  mahallinde  düzenlenecek  seminerlere  örneklik  teşkil etmesi amacıyla EK-6 hazırlanmıştır. Ancak müftülüklerce mahallin ihtiyaçları dikkate alınarak programın içeriğinde değişiklik yapılabilecektir.
3. Görevli  sayısı  fazla  olan  yerlerde  yapılacak  olan  hizmet  içi  eğitim seminerleri için uygun mekânlar sağlanacaktır. Görevliler gerektiğinde gruplar halinde seminere alınacaktır.
4. Seminerlerde kurumumuz personeli, üniversite hocaları ve alanında uzman
diğer kişiler görevlendirilecektir.
5. Yaz Kur’an Kursunda görev yapacak öğreticiler, çocuklarda mahremiyet
ve   istismar   konularında   alan   uzmanları   tarafından   bilgilendirileceklerdir.

VI. YAZ KUR’AN KURSLARI İLE İLGİLİ DİĞER HUSUSLAR

1- Yaz    Kur’an    Kurslarını    tanıtıcı    afişler    Başkanlığımızca    il/ilçe
müftülüklerine ücretsiz olarak gönderilecektir.
2- Yaz   Kur’an   kursu   afiş,   billboard,   üçgen   ve   raket   tasarımları, hazırlandığında  Başkanlığımızın  http://kurs.diyanet.gov.tr  adresli  web  sitesinden indirilebilecektir.
3- Başkanlığımız   tarafından   il/ilçe   müftülüklerine   gönderilecek   afişler camilere, Kur’an kurslarına, müftülük binasına ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulların ilan panolarına asılacaktır. Ayrıca müftülüklerimiz il/ilçe belediyelerinden uygun görüş alarak yaz Kur’an kursu afişlerini, billboardlarını ve raketlerini il/ilçede uygun olan yerlere asacak, bunun dışında hutbe, vaaz vb. yollarla vatandaşlarımıza gerekli duyuruyu yapacaklardır.
4- Müftülüklerce Yaz Kur’an Kursu eğitim-öğretim faaliyetlerinin etkinliğini ve verimliliğini yerinde görmek ve aksayan yönlerini tespit etmek amacıyla her bir dönemde en az 1 defa olmak üzere tüm kurslar ziyaret edilecek, ziyaret tarihi ve ziyaret  esnasında    elde    edilen    eğitime    dair    gözlem    ve    bulgular

https://dibbys.diyanet.gov.tr/EHYS/KursIslemleri/KursDenetimForm.aspxform sayfasındaki form doğrultusunda DİBBYS/EHYS programına girilecektir.
5- Yaz Kur’an kurslarında bir dönem içerisinde farklı tarihlerde yapılacak üç ziyaretin sonunda öğrenci sayısının 15’in altında olduğunun tespit edilmesi durumunda kadrolu/sözleşmeli öğreticiye, son ziyaret tarihinden dönem sonuna kadar ek ders ücreti tahakkuk

6- 2019 Yılı Yaz Kur’an Kursları sonunda, il müftülüklerince kurslar ile ilgili tespit ve teklifler, https://dibbys.diyanet.gov.tr/EHYS/YazKuranKursu/YazKursDegerlendirme.aspx sayfasından Ağustos ayı sonuna kadar gönderilebilecektir.
7- Müftülüklerce 2019 Yılı Yaz Kur’an Kursu Uygulama Esasları ekleri ile birlikte  Yaz  Kur’an  Kurslarında  görev  yapacak  bütün  öğreticilerin  mail  adresine gönderilecek,  mail  adresi  ya  da  interneti  bulunmayan  öğreticilere  matbu  olarak verilecektir.
2019 yılı Yaz Kur’an Kurslarında özveri ile çalışacak müftülük personelimize,
Kur’an kursu öğreticilerimize ve din görevlilerimize teşekkür eder, başarılar dileriz.

———————————————————-  

Yeni Zelanda’da İki Camiye Silahlı Saldırı

Yeni Zelanda’nın Christ Church kentindeki iki camiye, cuma namazı sırasında silahlı saldırı düzenlendi. Çok sayıda ölü ve yaralı bulunuyor. Türkiye’nin wellington büyükelçisi ahmet ergin, aa muhabirine yaptığı açıklamada, saldırıda ölen veya yaralananlar arasında türk bulunmadığını kaydetti.

Yeni Zelanda'da İki Camiye Silahlı Saldırı

  •  15 Mart 2019, Cuma 22:54

Yeni Zelanda’nın Christ Church kentindeki iki camiye, cuma namazı sırasında silahlı saldırı düzenlendi. Çok sayıda ölü ve yaralı bulunuyor. Türkiye’nin wellington büyükelçisi ahmet ergin, aa muhabirine yaptığı açıklamada, saldırıda ölen veya yaralananlar arasında türk bulunmadığını kaydetti.

Saldırı esnasında camide, cuma namazı için 200 kişinin bulunduğu ve saldırganların olayı sosyal medyadan canlı olarak yayınladıkları öğrenildi.

Len Peneha adlı bir görgü tanığı, siyah giyinmiş bir adamın Al Noor camisi’ne girdiğini, ibadet için içeride bulunanlara ateş açtığını, içeride kargaşa yaşandığını, saldırganın, güvenlik görevlileri gelmeden camiden uzaklaştığını iddia etti.

Menfur terör saldırısı sonucunda şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

———————————————————-

Çocuklar masum tehlike büyük

‘Cinsiyetsiz toplum’ hedefiyle yola koyulan Koreli müzik grupları çocuklarımız için büyük tehlike oluşturuyor. K-Pop, BTS, Army adlı sözde müzik grupları, şarkıları, sahne şovları ve cinsel tercihleriyle, toplumları sapkınlığa sürüklemek istiyor.

Çocuklar masum tehlike büyük

  •  25 Şubat 2019, Pazartesi 1:09

K-Pop, BTS, Army… Son günlerde sıkça duyduğumuz bu kavramlar özellikle gençler arasında çok yaygın olan Kore müziğiyle ilgili. Gençler masumiyetle ‘sadece müzik’ dinliyoruz diyorlar. Ama K-Pop gruplarının sahne şovlarına, cinsel tercihlerine, kıyafetlerine baktığımızda masum yüzlerinin altında büyük tehlikeler yattığını da görebiliyoruz.

TS, EXO, Big Bang, Twice, SHINee… Bu isimlerin K-Pop gruplarına ait olduğunu bana Üsküdar’daki bir ortaokulda öğrenci olan R.M., J.K., T.A. söyledi. Onlar Kore müziği hayranı 14 yaşında çocuklar. Daha sohbete başlamadan ilk sözleri şu oluyor; “Nasihat mi edeceksiniz?” K-pop’la ilgili dışardan gelen eleştirilere biraz kapalılar. Kendilerine ‘army’ diyorlar. BTS grubunun hayranlarına verilen isim bu. Ama sasaeng (kendine ve gruba zarar verecek düzeyde büyük bir hayranlık için bu kelime kullanılıyor) olmadıklarının da altını çiziyorlar. Yanlarında gelen birkaç arkadaşları daha var. Ama bunlar BTS veya diğer k-pop gruplarını dinlemiyor. Onlara, “Siz antisin” diyorlar. “Aileniz army olmanıza ne diyor?”diye soruyorum. Biri, “babam en başta çok kızdı” diyor. Bir diğeri annesinin de onunla beraber grupları takip ettiğini söylüyor.

Bize güç veriyorlar

“Peki ya eleştirilere tepkiniz ne?” diye soruyorum. Öncelikle cinsiyetsizlik konusuna inanmadıklarını söylüyor hepsi bir ağızdan. “Yanlış anlaşılıyor, onlar sadece kusursuz görünmeye çalışıyorlar” cevabını alıyorum. Kusursuz olmalarının kontratlarının bir parçası olduğunu söylüyorlar. “Peki buna neden katlanıyorlar sizce?” diyorum genç arkadaşlara. “Bizim için” diyorlar ve devam ediyorlar: “Biz olmasak onlar buna katlanamaz. Onlar bize güç veriyorlar, biz onlara.” 14 yaşındaki bu üç çocuk, oldukça iyi niyetli, saf, çocuksu duygularla yaklaşıyorlar konuya ve saf bir bağlılık sunuyorlar BTS’ye. Gruplara ve hayranlarının davranışlarına baktığımızdaysa K-pop’un sunduğunu yaşam tarzının tehlikelerle dolu olduğunu görüyoruz. Peki nasıl tartışmalar ve sorunlar var?

Eleştiriye kapalılar

Sempatikler, uyuşturucu kullanmıyorlar, yardım kampanyaları düzenliyorlar… Genelde tek bir star yok. Gruplardan oluşuyorlar. Erkeklerden oluşan gruplar daha meşhur ama kızların olduğu gruplar da var. Aileler onların bu masum yüzüne aldanabiliyor. Ancak madalyonun öteki yüzünde farklı tehlikeler var. Çocukların gruplara adeta ‘kör bir bağlılık’ hissetmesi eleştirilerin temellerinden. Army, en ufak bir eleştiriyi bile duymaya tahammülsüz. Grupları, üyelerini çok seviyorlar, onları korumak için sosyal medyada örgütleniyorlar. Bu tür bir bağlılığın nasıl sağlandığı ise ayrı bir soru işareti.

Tek bağ müzik değil

Bu grupları, diğerlerinden ayrışan nokta hayranlarla kurulan ilişkinin sadece müzik üzerinden olmaması. Hayranlarına sürekli mektuplar gönderiyor, online olarak bunları yayınlıyorlar. Bağlılığı canlı tutacak ‘yardım’ kampanyaları düzenleyerek, hayranların toplu hareket etmelerini istiyorlar. Kore’ye gitme hayali olan, kaçmaya çalışan, eğitimini orada sürdürmek isteyen, bu nedenle ailesiyle ciddi sorunlar yaşayan çocuklar olduğu söyleniyor.

Peki bu bağlılık çocukların neleri görmelerini engelliyor? En büyük sorun cinsiyetsizlik konusu. Bu grupların sahnedeki dans şovlarından giysilerinde kullandıkları renklere kadar her detay yapım şirketleri tarafından planlanıyor. Kliplerin her biri temelde birbirine benziyor. Renkli saçlar, özenli kıyafetler, kusursuz ciltler, rengarenk hatta cıvıl cıvıl sayılabilecek arka planlar tam da 12-18 yaş grubunun beğenilerine hitap ediyor. Ancak bu hal ve tavırlarıyla aynı zamanda cinsiyetsiz bir profil de çiziyorlar.

Cinsiyetsizliğe doğru

Tabi onların bu tavırlarının dünyada karşılıkları var. Çoğu Hollywood ünlüsü artık çocuklarını cinsiyetsiz yetiştirdiklerini açıklıyor. Yani belli bir yaşa gelince çocuğun kendi cinsiyetini seçmesini bekleyeceklerini söylüyorlar. İsveç diline giren ‘hen’ kelimesi de çocuklara kız veya oğlan şeklinde hitap edilmesinin önüne geçmesi beklenen yeni bir kavram olarak sunuluyor. Fransa’da artık anne ve baba kelimeleri yerine ebeveyn1 ebeveyn2 ifadelerinn kullanılacak olması da son günlerde önümüze düşen haberlerden. Bu durumda BTS ve benzeri grupların cinsiyetsiz tutumunun tek başına bir hareket değil, bir dizayn girişiminin parçası olduğu söylenebilir.

Kore’nin olumlu imajı

Uzun yıllardan bu yana gençlerin, çocukların yönelimleri üzerine çalışan akademisyen Mücahit Gültekin, özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra cinsiyet ve cinsellik konusu Batı merkezli teoriler tarafından hararetli bir şekilde tartışılmaya başlandığını hatırlatarak şunları söylüyor: “Bugün bu zihinsel ve psikolojik iklimin dominant olduğu bilgi ve varlık anlayışı çocuklarımızı şekillendirmeye devam ediyor. Bu açıdan bakıldığında sorunun daha derinlerde olduğunu görebiliriz. Bugün artık verili ve doğal kabul edilen “erkek-kadın”, “insan-hayvan” gibi sabiteler sorgulanıyor. Bu sorgulama ilahi ve müdahale edilemez olarak gördüğümüz “varlık hiyerarşisini” çözmeyi hedefliyor. Sadece K-Pop değil, bugün popüler kültürün bütün araçları tarafından cinsiyet ve cinsellik sözünü ettiğim sorgulamanın taşıyıcılığını yapıyor.” Gültekin, Güney Kore’nin tarihteki olaylar nedeniyle duygusal hafızamızda olumlu imajının bu gruplar için bir avantaj sağladığını söylüyor. Gültekin şunları anlatıyor: “Seküler değerlerin yerli değerlere “ilişerek” gelmesi itibarını kaybetmiş ya da çok lekeli olan Batılı söylemlere yeniden bir canlılık kazandırıyor. Ama diğer taraftan Güney Kore hakkında pek konuşmadığımız gerçekler de var. Örneğin Güney Kore intiharın en fazla olduğu ikinci ülke. Bu ülkede her 100 bin kişiden 40’ı intihar ediyor. İntihar edenlerin yaş ortalamaları 20-25 ve her 40 dakikada bir kişi intihar ediyor. Peki neden? Bu sorunun kapsamlı bir araştırması gerekiyor.”

Neredeyse mahkumiyet

Kore için K-Pop oldukça ciddi bir sektör olduğunu vurgulamak gerek. Müziklerin alt yapısı Amerikanvari pop tınılarını taşıyor. Tabi grup üyelerine de bakmak gerekiyor. K-Pop gruplarının üyeleri zorlu süreçlerden geçiyorlar ve genç yaşta başladıkları eğitimlerin ardından bu alanda çalışan şirketler tarafından seçilerek profesyonel olabiliyorlar. “Kusursuzluk” imajını yakalamak için giydikleri kıyafetlerden mimiklerine, günlük hayatlarındaki davranışlarından aile ilişkilerine kadar kontrol altında bulunuyorlar. Diyet yapmaları da zorunluluk. Üstelik grup üyelerinin kendilerine ait sosyal medya hesapları olması yasak. Gruba ait sayfalar var sadece. Grup dışında hareket alanları yok. Tüm kontrolü ise yapım şirketleri sağlıyor. Anlatılanlara bakarak grup üyelerinin neredeyse bir mahkumiyet hayatı yaşadığı düşünülebilir.

Gangnam’ın gerçek stili

Akademisyen Mücahit Gültekin, geçen yıl bir k-pop grubu olan SHINee’nin üyesi Kim Jong-hyun Gangnam’da kaldığı rezidansta ölü bulunduğunu hatırlatarak şunları anlatıyor: “27 yaşında hayatına son veren Kim’in kız kardeşine yazdığı son mesajı oldukça anlamlıydı: “Çok zordu. Beni artık oyundan atın. Herkese zor zamanlar geçirdiğimi söyle. Bu benim vedam.”Gangnam’a (Güney Kore’nin popüler kültür üretim merkezi) gelen yıldız adaylarının ailelerinden koparılarak çok zorlu ve “profesyonel” bir hazırlanma sürecinden geçirildiğini biliyoruz. Yani o meşhur şarkıda da ifade edildiği gibi “Gangnam Style”ın ne olduğu hakkında daha fazla araştırma yapmaya ihtiyacımız var.”


———————————————————–

Ehli Sünnet Âlimler Birliği Okullarda Yoga Konusundaki Ortak Basın Açıklaması Yaptı

Son günlerde basında ve sosyal medyada okullarda Çocuk Yogası etkinliği yapılmasına resmi izin verildiğine dair haberlerin yaygınlaşması üzerine, Alimler Birlikleri konuyla alakalı bir açıklama yaparak Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu karardan geri dönmesi istendi.

Ehli Sünnet Âlimler Birliği Okullarda Yoga Konusundaki Ortak Basın Açıklaması Yaptı

  •  15 Şubat 2019, Cuma 22:37

Yoga batıl bir dinin ve kültürün parçasıdır!

Son günlerde basında ve sosyal medyada okullarda Çocuk Yogası etkinliği yapılmasına resmi izin verildiğine dair haberlerin yaygınlaşması üzerine, Alimler Birlikleri konuyla alakalı bir açıklama yaparak Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu karardan geri dönmesi istendi.

Alimler Birliklerinin yaptığı ortak basın açıklaması şöyle;

Din İşleri Yüksek Kurulu’nun da aldığı kararda belirttiği gibi; “YogaHinduizm ve Budizm’de kişiye birtakım ilâhî bilgiler ve yetenekler kazandırarak, onun arınmasına ve hakikate ulaşmasına aracı olması amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Son yıllarda ülkemizde bedensel egzersiz ve psikolojik terapi faaliyetleri görünümünde yaygınlaşan yoga merkezlerinin önemli bir kısmı kendilerini bu dinlerden ayrıştırarak bağımsız yoga uygulayıcısı oldukları söylemiyle faaliyet göstermektedirler. Ancak yoganın dinî bir yönünün bulunmadığı ve zihinsel arınmayı amaçlayan alıştırmalar olduğu söylemi tam olarak gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü Hint dinlerinde yoga, dinî bir uygulama olarak varlığını sürdürmektedir. (“Brahmanizm”, DİA, VI, 331) Buna göre bir Müslümanın, başka bir dinin inanç ve ibadetlerine dayandığını bilerek, yoga yapması uygun değildir.”

Görüldüğü gibi Yoga sadece bir meditasyon, dinlenme ve zihinsel arınma uygulaması olmayıp aynı zamanda inanç ve dini boyutu olan Hint ve Uzak Doğu menşeli bir inanç ritüeli olmasının yanı sıra, putperest inançların yaygın olduğu bir coğrafyaya ait bir kültür unsurudur. Her ne kadar son yıllarda bir özenti sonucu Yoga eğitimi başta özel anaokulları olmak üzere bazı eğitim kurumlarında yaygınlaşmışsa da toplumumuzun bu konuda yeteri kadar bilinçlendirilmediği açıktır.

YOGA BATIL BİR DİNİN VE KÜLTÜRÜN PARÇASIDIR

Yüce dinimiz İslam, arınmanın Yoga gibi bize yabancı etkinliklerle değil; Tefekkür, Allah’ı zikretmek, huşu ile namaz kılmak, gece teheccüde kalkmak, oruç tutmak vb. ibadetlerle olabileceğini öğretmektedir. Ayrıca İslam kültüründe ruh eğitimi, nefis terbiye ve tezkiyesini sağlayan Tasavvuf mektebimiz vardır.

Toplumu aydınlatma ve yanlışlardan dönülmesi hususunda hatırlatma görevi bulunan hocalar/alimler olarak bizler, okullarda yoga eğitimine karşı olduğumuzu ve bu eğitimin masum olmadığını, batıl bir dinin ve kültürün parçası olduğunu inanıyoruz.

Dolayısıyla yavrularımızın bu dini ve kültürel dejenerasyona tabi tutulmamaları hususunda yetkilileri gerekli hassasiyeti göstermeye ve okullarda çocuk yogası yapılmasına dair izni iptal etmeye ısrarla davet ediyoruz.

———————————————————–

Sigara düzenlemesi, Açık alanda yasaklanıyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sigara içme alanlarına ilişkin olarak “Biz uygulamada açık-kapalı alan tarifleriyle yol aldık. Cezbedici olmasın diyoruz ama restoranların, kafelerin en güzel yerleri sigara içenlere ayrılıyor. Biz diyoruz ki açık alanlarda değil görünmeyen, izin verdiğimiz kapalı bölümlerde içilmesine izin verelim” dedi.

Sigara düzenlemesi, Açık alanda yasaklanıyor

  •  01 Şubat 2019, Cuma 12:11

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kapalı alanlarda sigara içme alanlarında değişikliğe gidileceğini açıkladı.

Hürriyet Ankara Bürosu’nu ziyaret eden ve burada açıklamalarda bulunan Koca, “Biz uygulamada açık-kapalı alan tarifleriyle yol aldık. Cezbedici olmasın diyoruz ama restoranların, kafelerin en güzel yerleri sigara içenlere ayrılıyor. Televizyonlarda buzladığımız görüntüleri çocuklara göstermeyelim diyoruz ama restoranda, sokakta sergiliyoruz” dedi.

Koca, şöyle devam etti:

— Yurt dışında bu kadar açık alanda içilmiyor. Biz diyoruz ki açık alanlarda değil görünmeyen, izin verdiğimiz kapalı bölümlerde içilmesine izin verelim. Restoranlarda, kafelerde sigara içmeyen yüzde 70’i arka tarafta küçük bir yere alıyorsunuz, sigara içen yüzde 30’luk kesime en güzel yeri ayırıyorsunuz. Bundan sonra buralarda kapalı bölümler olacak. Bu da mekanın yüzde 30’unu geçmeyecek. Bir kapıdan direkt girilemeyecek, bir geçiş bölgesi olacak. Havalandırması çok güçlü olacak. Dumanı bölümden dışarı sızmayacak, ruhsatlandırması da özel olacak” ifadelerini kullandı.

———————————————————————————————————-

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, Rektör Olarak Atandı

Rektör atamalarına ilişkin kararlar, Resmi Gazete’de yayımlandı. Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğü’ne atandı.

Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu, Rektör Olarak Atandı

  •  18 Ocak 2019, Cuma 20:09

Cumhurbaşkanı Erdoğan 6 üniversiteye rektör atadı.

Resmi Gazete’de yer alan atama kararı ile

  • Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Nihat Hatipoğlu,
  • Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir,
  • Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Handan İnci Elçi,
  • Beykent Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ali Murat Ferman,
  • Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Cumhur Çökmüş,
  • MEF Üniversitesi Rektörlüğüne ise Prof. Dr. Muhammed Şahin  göreve getirildi.

HATİPOĞLU SOSYAL MEDYADAN PAYLAŞTI

Nihat Hatipoğlu da sosyal medya hesabından şu mesajı paylaştı:
”Gaziantep İslam, Bilim ve Teknoloji Üniversitesine Rektör olarak atamam gerçekleşti.Yüce Rabbım ülkemize hayırlı hizmet yapmayı nasip eylesin.
Bana bu görevi tevdi eden Cumhurbaşkanımıza, itimadından dolayı teşekkür ederim.”

———————————————————————————————————-

 

Cadde ve meydanlara sığmayan sevgi

Hz. Peygamber’in şahsında insanlığın yeniden doğuşunu, aydınlık bir geleceği ifade eden Mevlid-i Nebi münasebetiyle gerçekleştirilen yürüyüşe Giresunlular yoğun ilgi gösterdiler.

Cadde ve meydanlara sığmayan sevgi

  •  18 Kasım 2018, Pazar 23:44

Hz. Peygamber’in şahsında insanlığın yeniden doğuşunu, aydınlık bir geleceği ifade eden Mevlid-i Nebi münasebetiyle gerçekleştirilen yürüyüşe Giresunlular yoğun ilgi gösterdiler.

Mevlid-i Nebi Haftası “Peygamberimiz ve Gençlik” temasıyla başladı. Giresun Müftülüğü tarafından gerçekleştirilen Mevlid-i Nebi yürüyüşü, Bulancak Belediyesi Mehter Takımı’nın katılımıyla Debboy Mevkii’nden başlayarak Atatürk Meydanı’nda yapılan programla devam etti.

Giresun Müftüsü Muhittin Oral, gençleri anlama ve onları geleceğe hazırlama konusunda Hz. Peygamber’in eşsiz bir örnek olduğunu belirterek, “O, gençlere daima güvenmiş, sorumluluk vermiş, fikirlerini dinlemiş, hatalarını incitmeden düzeltmiştir. Gençken ibadete başlayanlara, nefislerinin arzularına dur diyenlere müjdeler vermiştir” dedi.

Hz. Peygamber’in her zaman doğrunun, haklının ve mazlumun yanında yer aldığını ifade eden İl Müftüsü Oral, “Ülkemizin ve Giresun’umuzun caddeleri, sokakları, mahalleleri peygamberimize iman etmişlerdir. Muhammed Mustafa’yı (s.a.s) sevmişlerdir. Allah’ım bu aşkı bu muhabbeti bizlerden almasın bu muhabbetle yaşamayı nasip eylesin ve Sevgili Peygamberimizi bu muhabbetin şahidi kılsın” ifadelerine yer verdi.

Mevlid-i Nebi yürüyüşüne İl Müftü yardımcıları Murat Mutlu, Yusuf Genç, şube müdürleri, il vaizleri, murakıplar, şefler, müftülük personelleri, Kur’an kursu öğreticileri, imam hatipler, müezzin kayyımlar, öğretim görevlileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, üniversite öğrencileri ve vatandaşlar katıldı.

Giresun Müftülüğü


———————————————————————————————————-




Tecavüzler ülkesinden skandal namaz kararı

Dünyada kadınların en çok tecavüze uğradığı ülkelerden biri olan Hindistan bir skandala daha imza attı. Daha önce Tac Mahal Türbesi’nde cuma namazını yasaklayan Yüksek Mahkeme, vakit namazlarına da engel getirdi.

Tecavüzler ülkesinden skandal namaz kararı

  •  07 Kasım 2018, Çarşamba 0:32

Hindistan’da daha önce Tac Mahal Türbesi’nde cuma namazını yasaklayan Yüksek Mahkeme, vakit namazlarına da engel getirdi. Karar üzerine Hindistan Arkeolojik Araştırmalar Kurumu, türbede abdest için almak için kullanılan su tankını mühürledi. Uygulamaya tepki gösteren Tac Mahal İntizam Komitesi Başkanı İbrahim Hüseyin “Hem merkezi hükümet hem yerel yönetim Müslüman karşıtı zihniyete sahip. Bu yasağın hiçbir mantığı yok” dedi.

Vakit namazlarının kılınmasını yasakladı

Hindistan Arkeolojik Araştırmalar Kurumu (ASI), Tac Mahal’de vakit namazlarının kılınmasını yasakladığını açıkladı.

Abdest alınan su tankı mühürlendi

Times of India gazetesinde yer alan habere göre, Yüksek Mahkemenin, geçen temmuzda Tac Mahal Türbesi’ndeki mescitte şehir dışından gelen Müslümanların cuma namazı kılmasını yasaklayan kararının ardından ASI, Tac Mahal’de vakit namazlarının kılınmasının da yasaklandığını duyurdu. ASI yetkilileri, önceki gün türbede abdest için almak için kullanılan su tankını mühürledi.

“Müslüman karşıtı zihniyet”

Tac Mahal İntizam Komitesi Başkanı Seyit İbrahim Hüseyin de Tac Mahal’de uzun yıllardır namaz kılındığını, bunu engellemek için ortada bir neden olmadığını belirterek, ASI’ye şikayette bulunacaklarını ifade etti. Hüseyin, gerek merkezi hükümetin gerek Agra yerel yönetiminin, Müslüman karşıtı bir zihniyete sahip olmasının söz konusu kararda etkili olduğunu savundu.

“Karar mahkemenin emriyle alındı”

ASI Agra Dairesi’nde arkeolog Vasant Swarankar ise kararın mahkemenin emri uyarınca alındığını, buna göre mabette sadece yerel halkın cuma namazı kılabileceğini söyledi.

 

———————————————————————————————————-

Üstün zekalı çocuğu nasıl anlarız bu davranışlara dikkat!

Pek çok aile çocuğunun küçük yaşlarında söylediği ya da yaptığı birtakım davranışlar karşısında ciddi şaşkınlığa kapılır. Eğer çocuğunuz, iki ayrı fabrikanın ürettiği meyve suyu arasındaki farkı anlayabiliyorsa, bir dahi olabilir!

Üstün zekalı çocuğu nasıl anlarız bu davranışlara dikkat!

  •  01 Kasım 2018, Perşembe 22:59

Her anne, çocuğunu dikkatle inceleyip ondaki farklılıkları yakalamak ister. Bunun temelinde kendisi için özel olan çocuğunun herkes için de özel olması arzusu yatar. Bazı çocuklar gerçekten diğerlerinden daha farklı olabiliyor. Bazılarını da biz farklı sanıyoruz, çükü çocukların neler yapabileceğini bilemiyoruz. Çok fazla ve değişik uyarıcılarla yetişen çocuklar, eski dönem çocuklarına nazaran çok daha çabuk gelişiyorlar. Değişik oyuncaklar, kitaplar, bilgisayar ve televizyon sayesinde pek çok şeyi önceden görüyorlar. Bu uyarılardan bazılarının olumsuz etkilerinin yanı sıra çocuklara kazandırdıkları da oluyor şüphesiz.

SİNYALLERİ TAKİP EDİN 
Sizin de 2-3 yaşındaki çocuğunuz diğerlerinden farklı mı? Farklı ise hangi alanda daha yetenekli? İşte bu sorulara cevap vermenizi sağlayacak birtakım notlar:
* Artistik becerilerini ya da sayılarla arasını takip edin. Olması gerektiğinden daha fazla realist resimler çiziyorsa ya da basit matematik işlemlerini kafasında yapabiliyorsa, çocuğunuzda biraz farklılık olduğunu düşünebilirsiniz.
* Konuşma ve yabancı dil konusunda hızlı bir gelişim kaydedebilir. Yeni konuşmaya başlamış olsa bile kelime haznesi çok çabuk genişler. Fazla kelimeden cümleler kurmaya başlarlar.
* Çok meraklı ise ve sürekli sorular soruyorsa… Gerçi 3 yaş, çocukların bol soru sormaya başladığı bir dönemdir ama özel çocukların soruları hiçbir zaman bitmez.
* Hiperaktif değillerdir ama son derece hareketli çocuklardır. Aradaki fark da şurada: Hiperaktif olan çocuklar çok hareketlidir ama konsantrasyon zorluğu çekerler ve bir şeye çok kısa süre dikkat gösterirler. Ama bu çocuklar çok hareketli olsalar bile uzun süreli dikkat bütünlüğü sağlayabilirler. Hatta çok ilgili oldukları bir konu ile ciddi bir süre ilgili kalırlar.
* Geniş, karışık ama çarpıcı hayal güçleri vardır. Ve bu özellikleri sayesinde çevrelerinde kendileri gibi çocukları bulur, onlarla diğerlerine nazaran daha yakın olurlar.
* Her çocuğun yaşadığı gelişim aşamalarını çok daha hızlı yaşarlar.
* Kitap, televizyon ya da filmlerden öğrendikleri bilgileri unutmazlar, aksine her zaman hatırlar ve bu bilgileri kullanırlar. Hatta siz, çocuğunuzun bu bilgiyi nereden, nasıl edindiğini bilemezsiniz bile…

ÖĞRENME ZORLUĞU ÇEKEBİLİR 
Uzmanlar 3 yaşından itibaren çocuklara zeka testinin yapılabileceğini söylüyor. Ancak elde edilen sonuçların kesinliği yok. Daha doğru sonuçlar elde etmek için 5 yaşın beklenmesi gerektiği belirtiliyor. Uzmanlar çok zeki ya da özel yetenekleri olan çocuklar arasında da öğrenme zorluğu çekenlerin olduğuna dikkat çekiyorlar. Dolayısı ile özel çocuk olmak demek mutlaka her alanda her şeyi çok çabuk kavrayıp yapabilmek anlamına gelmiyor.

BİLGİSİNE SAYGI GÖSTERİN
* Onların çocuk olduklarını unutmayın. Diğer çocuklar neye ihtiyaç duyuyorsa, onlar da ihtiyaç duyar. Karşılaştığı bazı sorunlarda yol gösterici olunmalı, doğru yönlendirilmelidir.
* Mutluluk için tutarlılık şart. Aile içindeki ana-baba arasındaki tutarlılık, sağlıklı gelişim için en önemli etkendir.
* Çocuklarınıza değerli bir ödül verin: Onlara zaman ayırın. Çocuklar fikirlerini, düşüncelerini, projelerini paylaşacakları anne-babaya ihtiyaç duyarlar. Toplumsal normlara göre çocuğunuzu yargılamayın, ona yol gösterici olun.
* Çocuğunuza baskı yapmayın. Sorduğu sorularla ilgili olarak, nasihat etmeyin. Sorularına karşılık cevabı araştıracağınızı söylemelisiniz.

DESTEKLEYİN 
* Çocuğunuzu kendini geliştirmesi için teşvik edin. Var olan yeteneklerini geliştirmek, zihinsel faaliyetlerini artırabilmek için; yeteneğine uygun kitaplar alın, geziler yapın, sergilere gidin.
* Destekleyici olun, hobilerini keşfetmek için fırsatlar yaratın.
* Küçümseyici sorular sormaktan ve yanlış tutumdan kaçının. Hayal ürünü, sıra dışı, hayali oyun arkadaşı, olağandışı zihinsel işlemler karşısında doğrudan ya da dolaylı yoldan olumsuz tavırlardan kaçının.
* Çocuğun bilgisine saygı duyun.

ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUĞU NASIL TANIRSINIZ?

Fiziksel özellikler 
Fiziksel gelişim ve sağlığı diğer çocuklardan daha iyidir. Çok enerjiktir. Aşırı duyarlı sinir sistemine sahip olması, normal yaşıtlarına oranla daha fazla hareketli olmasına yol açar. Bebeklerde battaniyeleri üzerinden atma, giyim eşyalarındaki etiketlerden rahatsız olma, altlarının ıslanmasına ve gürültüye aşırı tepki gösterme şeklinde kendini belli eder. İki ayrı fabrikanın ürettiği meyve suyu arasındaki farkı hemen anlar.

Sosyal gelişim özellikleri 
Kendisinden büyük çocuklarla karmaşık oyunlar oynamak ister. Karşısındakilerin duygu, düşünce ve isteklerini tahmin edebilir. Lider olma özelliği vardır. Espri yeteneği gelişmiştir.

Kişilik özellikleri 
Bağımsız olma özelliği gösterir. Eline yeni bir oyuncak verdiğinizde saatlerce o oyuncakla ilgilenebilir. Yaşamındaki olayları denetim altına alabileceğine inanır, kaderci değildir. Özgüveni yüksektir. Aşırı duygusal olabilir. Nesli yok olabilecek türler, enerji kaynaklarının azalması, kirliliğin artması gibi sorunlara aşırı duyarlıdır.

Zihinsel özellikler 
Kolay ezberleyip, bu bilgileri uzun süre hafızasında saklayabilir. Kelime haznesi geniştir. Erken konuşmaya başlar. İki kelimeli cümleleri yaşıtları iki yaşında söyleyebilirken; o, bir yaşında söyleyebilir.

 

———————————————————————————————————-

Konya 419 Hafızıyla Taçlandı

Konya İl Müftülüğü organizasyonunda Meram, Karatay ve Selçuklu ilçe müftülüklerine bağlı Kur’an kurslarında hafızlığını tamamlayan 419 erkek öğrenci için tertip edilen “Hafızlık İcazet Merasimi” Mevlana Kültür Merkezi Sema Salonu’nda yapıldı.

Konya 419 Hafızıyla Taçlandı

  •  19 Ekim 2018, Cuma 19:27

Konya İl Müftülüğü organizasyonunda Meram, Karatay ve Selçuklu İlçe Müftülüklerine bağlı Kur’an kurslarında hafızlığını tamamlayan 419 erkek öğrenci için tertip edilen “Hafızlık İcazet Merasimi” Mevlana Kültür Merkezi Sema Salonunda” yapıldı.

Programa, Konya Vali Yardımcısı Mehmet Aydın, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş, Yaygın Din Eğitimi Daire Başkanı Saliha Bilgiç, İl Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Meram Belediye Başkanı Fatma Toru, İl Milli Eğitim Müdürü Mukadder Gürsoy, Diyanet Selçuk Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürü Hüseyin Akıncı, Konya Diyanet Eğitim Merkezi Müdürü Kerim Şükrü Ünlü, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yaman, Temel İslami İlimler Fakültesi Dekanı Seyit Bahcıvan, bazı protokol üyeleri, İl Müftü Yardımcıları, İlçe Müftüleri, Vaizler, Kur’an Kursu Öğreticileri, öğrenciler ve aileleri ile davetliler katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını İl Müftüsü Ahmet Poçanoğlu yaptı.  Kur’an kurslarının inşasından eğitimine varana kadar maddi ve manevi destek veren hayır sahiplerinin yanı sıra, hafızların yetişmesinde emeği geçen Kur’an kursu öğreticilerine de teşekkür eden Poçanoğlu “ Hafızlarımızın annelerine, babalarına ve velilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Onlarda büyük gayretlerle ve fedakârlıklarla çocuklarını Allah yolunda, Allah için Kur’an-ı Kerim-i hıfz etmek üzere Kur’an kurslarımıza gönderdiler. Bu sebeple hafızlarımızın ailelerine teşekkür ederken bütün bu yükü çekerek Allah yolunda sabrederek emeklerinin karşılığını alan hafızlarımıza huzurlarınız da teşekkür ediyorum” dedi.

Poçanoğlu’nun konuşmalarının ardından Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Dr. Ekrem Keleş ise Kur’an-ın ve hafızlığın önemine değindi. Konuşmalarında Keleş “Kur’an-ı Kerim-i kıyamete kadar yolumuzu aydınlatmak üzere inzal buyuran Cenab-ı hakka sonsuz hamd-ü senalar olsun. Kitabı Kerim-i hayatında bütün ayrıntılarıyla tatbik ederek yaşayan bir hayata dönüştüren ve Kur’an-ı Kerim-in nasıl hayata geçirileceğini bize adım adım öğreten Resulü Ekrem S.A.S’e sonsuz salât ü selam olsun. Resulullah (s.a.s)  buyuruyor ki  “Her hangi bir topluluk bir yerde toplanır Allah’ın kitabını okurlar, aralarında müzakere ederlerse oraya Allah’ın melekleri iner. Allah’ın rahmeti orayı kuşatır.” Gözlerimizi yaşartan ve bizi heyecanlandıran bu muazzam tabloda eminim ki Resulullah (s.a.s)’in buyurduğu şekilde melaike-i kiram şimdi buraya nazil oldu. Bu ilahi rahmete iştirak eden ve burada bulunan değerli kardeşlerim!  Burada ki şu muazzam tabloyu görünce Cenab-ı Allah’a ne kadar şükretsek azdır.

Huzurlarınızda hafız kardeşlerimize göstermiş oldukları fedakârlıktan dolayı teşekkür ediyorum. Anneler, babalar, kardeşler, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar bakın! İçerisinde Kur’an okunan ev ve içerisinde Kur’an okunmayan ev! İçerisinde Kur’an okunan evi melekler ziyaret eder, Kur’an okunan eve Allah’ın rahmeti iner. Ama içerisinde Kur’an okunmayan ev bir harabe gibidir. Evlerimizi harabeye çevirmeyelim. Evlerimizi mamur etmemiz için, imar etmemiz için hanelerimizin içerisinde Kur’an okuyalım. Evlerimizi Allah’ın adının anıldığı, iyi insanların ziyaret ettiği haneler haline getirelim.  Değerli kardeşlerim! Konya’mızı tebrik ediyorum. İl Müftümüz Ahmet hocamızı canı gönülden tebrik ediyorum. Selçuklu, Karatay ve Meram müftülerimizi, müftülük çalışanlarımızı, Kur’an kursu hocalarımızı, imam hatiplerimizi ve bu hafızlarımızın yetişmesine emek veren değerli hocalarımızı can-ı gönülden tebrik ediyorum. Özellikle,  Kur’an kurslarımıza maddi katkı sağlayan, adlarının bile zikredilmesini istemeyen hayır sahibi kardeşlerimize de teşekkür ediyorum” dedi.

Keleş’in konuşmalarının ardından hafız öğrenciler Mehter Takımı eşliğinde hafızlar geçidi (seremoni) yaptı. Tekbirlerle ve dualarla yapılan geçidin ardından protokol tarafından hafızlara çeşitli hediyeler takdim edildi.

Program Dr. Ahmet Baltacı hocanın yaptığı dua ile sona erdi.

Ölen Müezzinin Sesini Duyanlar Kulaklarına İnanamadı

Trabzon’da tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yuman müezzin Şeref Güven’in selası, vasiyeti üzerine kayda alınan kendi sesinden okundu.

Ölen Müezzinin Sesini Duyanlar Kulaklarına İnanamadı

  •  09 Ekim 2018, Salı 23:56

Trabzon’un Araklı ilçesinde geçirdiği beyin kanaması sonucu tedavi gördüğü hastanede ölen gönüllü müezzin Şeref Güven’in (58), vasiyeti üzerine 1,5 ay önce kendi sesi ile kayda alınan ‘sala’ cami hoparlöründen yayınlandı.

 

Haber Videosu

/

 ———————————————————-

Diyanet: Kur'an okuma karşılığında ücret almak caiz değil

  •  19 Mart 2018, Pazartesi 23:55

Diyanet İşleri Başkanlığı, “Kur’an-ı Kerim’in para karşılığında okunması ve okunan Kur’an karşılığında para verilmesi dinen caiz değildir” fetvası verdi. Diyanet’in açıklamasına göre para karşılığı Kur’an okumak helal değil ancak hediye caiz.
Diyanet İşleri Başkanlığınca, Kur’an-ı Kerim’in para karşılığında okunmasının dinen caiz olmadığı, alınacak paranın helal de olmayacağı açıklandı.
Din İşleri Yüksek Kurulu, toplumda bir adet haline dönüşen “okutulan Kur’an-ı Kerim karşılığında ücret verilmesi” üzerine bir fetva verdi.

Dini Bilgilendirme Platformu’nda yer alan fetvada Kur’an-ı Kerim okumanın bir ibadet olduğunun altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:

İbadet dünyevi menfaat için kullanılamaz
“İbadet, dünyevi bir menfaat için değil, sadece Allah rızası için yapılır. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim’in para karşılığında okunması ve okunan Kur’an karşılığında para verilmesi dinen caiz değil. Böyle bir okumadan dolayı sevap da yoktur. Bu sebeple bir kimsenin geçmişlerinin ruhuna bağışlamak üzere ücretle Kur’an-ı Kerim okutması, hatim indirtmesi yerine, bizzat kendisinin bildiği sureleri okuması doğru olur.”

Hediye caiz
Bu durumun tek istisnasının, pazarlık yapılmadan ve paradan söz edilmeden, Allah rızası için Kur’an okumuş veya hatim indirmiş olan bir kimseye hediye olarak uygun bir bağışta bulunmak olduğu ve bunda da dinen bir sakınca olmadığı belirtildi.

Bir yörede okunan Kur’an-ı Kerim için para verilmesi, örf haline gelmiş ve her iki taraf da bu durumu biliyorsa verilen paranın hediye değil ücret olacağı ve bunun karşılığında para almanın da helal olmayacağı kaydedildi.

———————————————————————————————————-

Almanya’da bir Osmanlı geleneği

Almanya Karlsruhe Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşeliği, eğitime başlayacak Türk çocuklar için Osmanlı’da “okuma yazmaya başlama töreni” olarak bilinen “Bed-i Besmele” programı düzenledi.

Almanya’da bir Osmanlı geleneği

  •  26 Eylül 2018, Çarşamba 22:40

Almanya’da Türk Çocuklar Okula Bed-i Besmele Programıyla Başlıyor

Osmanlı’da çocukların okula başlamalarını eğlenceli hale getirmek, çocuklara okuma isteği kazandırmak ve hayatları boyunca zihinlerinde kalacak güzel bir anı bırakmak amacıyla “Bed-i Besmele” töreni yapılıyordu.

Halk arasında “amin alayı” olarak da bilinen bu güzel gelenek bugünlerde Almanya’da yaşatılıyor.

Tarihimizden miras kalan Bed-i Besmele geleneğini, Karlsruhe Başkonsolosluğu Din HizmetleriAtaşeliği, Avrupa’da yaşayan Türk vatandaşlarımızın çocuklarının vatan ile olan bağlarının kopmaması ve daha güçlü köprülerin kurulması için yaşatmaya çalışıyor.

Bu kapsamda 2018-2019 eğitim öğretim yılı, ataşeliğe bağlı 64 Diyanet Türk İslam Birliği Cemiyetinde, Din Hizmetleri AtaşeliğiDitib Köln Merkezi ve Baden Eyalet Birliğinin organizesi ile Bed-i Besmele programı ile başladı.

Öğrenim hayatına adım atan çocuklara hatırası zihinlerinde ömür boyu kalacak muhteşem bir okula başlama merasimi düzenlendi.

Merasim günü okula başlayacak çocuklar hazırlandı ve heyecanla kendilerini okula götürecek amin alayını bekledi.

Amin alayı

okula yeni başlayacak çocukları evlerinden dualarla aldı, ilahiler eşliğinde yola devam etti. Amin alayına yolda çocukların aileleri ile yakınları da katıldı ve okula kadar devam edildi.

Program kapsamında Karagöz ve Hacivat, Nasreddin Hoca gibi çocukların ilgisini çekecek gösteriler yapıldı. Ayrıca çocuklara Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından yaşlarına göre uygun olan kitaplar hediye edildi.

Çocuklar ‘‘Rabbim kolaylaştır zorlaştırma, Rabbim okumamı hayırla tamamla!” ve ‘‘Rabbim ilmimi, aklımı ve anlayışımı artır!” dualarını büyükleri ile birlikte okuyarak eğitimine başladı.

lmanya Karlsruhe Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Adem Dursun, eğitim hayatına başlayacak çocuklara camiyi sevdirmek, onları eğlendirmek ve çocukların birbirleri ile kaynaşmalarını sağlamak amacı ile Osmanlı geleneği olan Bed-i Besmele programı düzenlediklerini belirtti.

Dursun ayrıca bundan sonraki eğitim dönemlerine Karlsruhe Din Hizmetleri Ataşeliği ve Eyalet Birliği iş birliğinde Bed-i Besmele programları yapılarak başlanması kararı aldıklarını söyledi.

Bed-i Besmele Nedir?

Osmanlılar döneminde okula yeni başlayan çocuklar için düzenlenen tören.

 ——————————————————— 


  Türk çıkan papaz cami yaptırdı

Almanya’da papaz Andre Carouge, nüfus kayıt belgelerinden babasının Bayburtlu bir Türk olduğunu öğrendi ve İstanbul’daki mezarını ziyaret etti. Kendini Hristiyan-Müslüman dayanışmasına adayan papaz, Almanya’da cami yaptırma çalışmalarını destekledi

Türk çıkan papaz cami yaptırdı

  •  24 Eylül 2018, Pazartesi 17:08

Almanya’da papaz Andre Carouge, nüfus kayıt belgelerinden babasının Bayburtlu bir Türk olduğunu öğrendi ve İstanbul’daki mezarını ziyaret etti. Kendini Hristiyan-Müslüman dayanışmasına adayan papaz, Almanya’da cami yaptırma çalışmalarını destekledi

Almanya’nın Friendenskirche Kamp-Lintfort Kilisesi’nde papazlık yapan Andre Carouge’nin film gibi yaşam öyküsü var. 24 yıllık papaz Carouge, geçtiğimiz yıl evlilik işlemleri için aldığı detaylı nüfus kayıt dökümanından biyolojik babasının Sezgin Yılmaz adlı bir Türk olduğunu öğrendi. Durumu Türk arkadaşı Ali Onat’a anlatan Carouge, onun yardımıyla babasının izini buldu. Carouge, 5 günlükken Alman anne ve Türk babası tarafından Alman aileye evlatlık verildiğini öğrendi. Babası Bayburtlu’ydu ve mezarı İstanbul’daydı.

MEZAR BAŞINDA ŞOK

Carouge, babasının Türk ve Müslüman olduğunu öğrenince çok duygulandı. O dönemde Almanya’daki ilçesinde cami yapma çalışmalarına destek verdi, karşı çıkanları ise “Müslümanları kabul etmeyenlere ben de karşıyım” diyerek bizzat ikna etti.

MÜSLÜMAN’A LAF YOK

Carouge, geçtiğimiz günlerde babasının İstanbul’daki mezarını ziyaret etmek için Türk arkadaşı Onat’la birlikte Türkiye’ye geldi. Mezar başında dua ederken yanına yaklaşan biri kadın iki kişi, “Sen niye bu mezarda dua ediyorsun” diye tepki gösterdi. Carouge de, “Burada yatan babam Sezgin” deyince ortalık karıştı. Çünkü tartıştığı kadın mezardaki kişinin kızı, yani Carouge’nin üvey kız kardeşiydi. Yanındaki adam ise amcasıydı. Kadın ve amca, Carouge’yi kabullenmek istemedi. İstanbul’dan İzmir’e babasının arkadaşlarını ve lise arkadaşlarını ziyarete gelen Papaz Carouge film gibi hikayesini Yeni Asır’a anlattı. Bayburt kökenli olduğunu öğrenince büyük bir heyecan yaşadığını ifade eden Carouge, “Gerçekleri öğrendiğimde ne yapacağımı bilemedim. Daha sonra arkadaşım Ali Onat’a ilk kez sırrımı anlattım” diye konuştu.

KÖPRÜ GÖREVİ KURUYOR

“Şimdi kiliseler ve camiler arasında köprü oluyorum” diyen Carouge, “İslam düşmanı bir kilisede papazlık yapmam. Ben papaz olarak kilisenin papazı değilim tüm Hristiyanların papazıyım. Bizim orada kurulan camiye gönderilen hoca da sadece o caminin imamı değil bütün şehrin imamıdır. İslamiyet ve Türk ırkına dair bilgileri daha çok insana ulaştırmalıyız. Ben Türklerin de olduğu bir mahallede büyüdüm, hep Türk arkadaşlarım oldu. Babamın bir Türk ve Müslüman olduğunu öğrenince Müslümanlara yakınlığım iyice güçlendi” diye konuştu.

MÜFTÜLÜKTE AĞIRLANDI
İzmir Müftülüğü’nü de ziyaret ettiğini söyleyen Carouge, “Müftülükte çok güzel karşılandık. Umarım, İslamiyet ve bizim dinimiz Hristiyanlıkta iyi insanlar çoğalır. Tarafsız ve kendini dinlerin barışına vermiş insanlarla çalışmak isterim” dedi.

‘BABAMIN MEZARINA YALNIZ GİTMEK İSTERİM’

Babasının mezarı başında üvey kız kardeşiyle karşılaşmasını anlatan Papaz Carouge, “Ben dua ederken bir kadın ve erkek bana şaşkın şaşkın bakıyordu. Arkadaşım Ali yanımdaydı ve çeviri yaptı. ‘Ne yapıyorsunuz’ dediler. Bu babam Sezgin Yılmaz dedim. Kadın birden sesini yükseltti ve ‘burası benim babamın mezarı’ dedi. Ben durumu anlatmaya çalışırken Ali ortalığı sakinleştirdi. Öz babamın Türkiye’de başka bir ailesi varmış. Kadın tanımadığım kız kardeşim, erkek olan ise yine yabancı olduğum amcammış. Beni kabullenmek istemediler. Biz de oradan ayrıldık. Şu an çok isterim tek başıma gidip babamın mezarında rahat rahat vakit geçirmeyi. O kadar yolun ardından babamla istediğim gibi vakit geçiremedim. ‘Baba ben geldim’ bile diyemedim” ifadelerini kullandı.


Nida ALADAĞ / Yeni Asır

———————————————————————————————————-

Pilot Uygulama Başladı

Hafızlık eğitimi verilen Kur’an kurslarında hafızlığını tamamlayan öğrencilere yönelik yeni bir dönemin kapısı aralanıyor

 

Pilot Uygulama Başladı

  •  24 Eylül 2018, Pazartesi 23:43

Diyanet İşleri Başkanlığı, yurt genelinde bin 500’e yakın Kur’an kursunda hafız yetiştiriyor.

Hafızlık yapan öğrenciler hıfzını tamamladıktan sonra Diyanet İşleri Başkanlığınca

Hafızlık Tespit  Sınavı

‘na tabi tutularak başarılı olanlar “hafızlık belgesi” almaya hak kazanıyor.

Hafızlık Eğitiminde Yeni Bir Dönemin Kapısı Aralanıyor

Diyanet İşleri Başkanlığı, yeni uygulamayla Kur’an-ı Kerim’in Arapça metnini ezberleyerek hafız olan öğrencileri, kendi seviyelerinde Kur’an’ın anlam dünyasıyla buluşturmayı amaçlıyor.

Bu kapsamda 24 Eylül’den itibaren 8 ilde ve 17 Kur’an kursunda pilot uygulamaya geçen Başkanlık, “Kur’an’ı Anlama” konulu bir çalıştay düzenledi.

Çalıştayda, pilot uygulamada görev alacak Kur’an kursu öğreticilerine hitap eden Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Kadir Dinç, programın amacını anlattı, pilot uygulamanın belirlenen uygulama esasları çerçevesinde gerçekleştirilmesinin önemi üzerinde durdu.

Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Dinç, konuşmalarına şu sözlerle devam etti:

“Kur’an kurslarındaki eğitim öğretim faaliyetlerine her yaş grubundan vatandaşımız devam ediyor. Kur’an kurslarımızdaki yaz Kur’an kursları, 4-6 yaş, ihtiyaç odaklı kurslar gibi farklı eğitim programlarına devam eden vatandaşlarımız, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’i, Hz. Peygamberin (s.a.s.) hayatını, İslam’ın inanç, ibadet ve ahlak esaslarını öğrenerek manevi hayatlarına yön veriyor.

Bazı öğrencilerimiz ise Kur’an-ı Kerim’i hıfz ediyor. Hali hazırda yüz elli bine yakın vatandaşımız, hafızlık belgesi almış durumda. Hafızlara yönelik en temel eleştiri, Kur’an’ı ezberledikleri ancak manasını yeterli seviyede bilmedikleri konusudur. Kur’an-ı Kerim’i ezberlemeyi önceleyen Hafızlık Eğitim Programı’nın yapısı gereği muhatap kitlenin beklentisini karşılamakla birlikte, Kur’an-ı Kerim’in anlamını öğretme noktasında yeterli olduğu iddia edilemez. Bununla birlikte hafız olan kişilerin Kur’an’ın lafzına olan hakimiyetleri kadar onun engin, zengin ve rahmet dolu mesajlarına da hâkim olmaları hepimizin ortak arzusudur.

Bu hedefin gerçekleşmesinin en önemli yollarından biri de Kur’an dili olan Arapçayı öğretmektir. Buradan hareketle hafızlık eğitimini  başarıyla tamamlamış Kur’an kursu öğrencilerinin temel düzeyde de olsa Arapça öğrenmelerine katkı  sağlayacak bir programa ihtiyaç duyulmaktaydı. Başkanlığımızın ihtiyaç odaklı program geliştirme  yaklaşımı çerçevesinde, muhatap kitlenin ilgi, ihtiyaç ve beklentileri göz önünde bulundurularak hazırlanan “Kur’an’ı Anlama Temel Öğretim Programı”yla Kur’an kurslarında yürütülmekte olan yaygın din eğitimi hizmetlerini etkin ve verimli hale getirme, Kur’an’ın anlaşılmasına katkı sağlamak üzere öğrencilerin temel düzeyde Arapça dil becerilerini geliştirmek, muhatapların devam ettikleri eğitim süreçlerini destekleyerek onların daha donanımlı hale gelmelerine katkı sağlamak amaçlanmaktadır.”

Pilot Uygulamaya Geçilen İller

Ankara, İstanbul, Konya, Trabzon, Kahramanmaraş, Bursa, Rize ve Kocaeli

———————————————————————————————————-

  • Diyanet, Yarışmayı Kazanan Gençleri Umreye Götürecek

Diyanet, Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle 81 ilde gençlere yönelik umre ödüllü yarışma düzenliyor

Diyanet, Yarışmayı Kazanan Gençleri Umreye Götürecek

  •  13 Eylül 2018, Perşembe 22:52

Diyanet İşleri Başkanlığı, 81 ilden gençlerin katılımıyla düzenleyeceği yarışma sonunda başarılı olan erkek ve kız üniversite öğrencilerini umreyle ödüllendirecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından çıkan, Prof. Dr. İbrahim Sarıçam’ın kaleminden “Hz. Muhammed ve Evrensel Mesajı”, komisyon tarafından hazırlanan “Sorularla İslam” ve Doç. Dr. Ülfet Görgülü’nün kaleminden “Hayatın Tekrarı Yok”  eserlerinin kaynak alınacağı yarışma, örgün veya açık öğretime devam eden 17-28 yaş aralığındaki üniversite öğrencilerini kapsıyor.

Yarışma için son başvuru tarihi 19 Kasım 2018 olarak belirlendi. Adaylar başvurularını www.yarisma.diyanet.gov.trsitesi üzerinden bireysel olarak yapabilecek. Yarışmaya ilişkin tüm duyurular, internet sitesi www.yarisma.diyanet.gov.tr  üzerinden ilan edilecek, ilgililere ayrıca tebligat yapılmayacak.

Detaylı bilgi için www.yarisma.diyanet.gov.tr internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Kaynak Eserler

Sınavda çıkacak soruların sorulacağı eserler aşağıdaki linklerden indirimli kampanya olarak temin edilebiliyor.

//yayinsatis.diyanet.gov.tr/pzzh~u~yarisma-kitaplari

______________________________________________________________

Büyükşehir İzmir’deki nun sebebini bulamıyormuş

 Başkan Vekili Sırrı Aydoğan, kent genelinde etkili olan kötü ya ilişkin çalışmaların devam ettiğini, kokunun nedeninin henüz belirlenemediğini söyledi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi eylül ayı birinci olağan meclis toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sırrı Aydoğan başkanlığında, belediye meclis salonunda yapıldı.

AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Ali Kökoğuz, toplantıda yaptığı konuşmada, kentte lağım kokusu olduğunu belirtti.
Vatandaşın kokuyla ilgili bilgilenmek istediğini belirten Kökoğuz, “Bu lağım kokusunun, kötü kokunun nedeni nedir? Vatandaş ‘niçin, önlem alınamaz durumda’ diye sormakta. Lütfen büyükşehir belediyesi olarak bu konuyla ilgilenilmesini rica ediyoruz.” dedi.

Aydoğan, kent genelinde etkili olan kokunun tespiti için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile büyükşehir belediyesinin çalışmalarına devam ettiğini ifade etti.

______________________________________________________________


FATİH DEVRİNDE PARA SAVAŞLARI


İrfan Küçükköy

2 Eylül, 15:26 ·
FATİH DEVRİNDE PARA SAVAŞLARI
İ. Ü. İktisat Fakültesi’nde, Türk İktisat TARİHİ bölümünde yüksek lisans yaparken, Dünyaca ünlü para tarihi hocam, Merhum Prof. Dr. Halil Sahillioğlu’nun “Para Savaşları” üzerine verdiği bir örneği arz etmek istiyorum.
Fatih döneminde VENEDİKLİLER ticari alanda çok ileri idiler. Osmanlı’nın en büyük rakibi idiler Fatih altın para tab etmeye başlar. Fatihin paraları değer kazanınca VENEDİKLİLER taklitle Fatihin parasının aynını tab edip piyasayasürerler.
Bunun üzerine de Fatih Venedik altın parasını aynı şekliyle İstanbul’da tab eder. Venedik’ in asli parası itibar kaybeder. Fatihin tab ettirdiği Venedik armalı altın paralar, altın değerinin üstünde yüksek itibari değer kazanır.
İrfan Küçükköy Hoca
NOT: Medine Mescid-i Nebevi kütüphanesinde çalışırken dostum bir Arap tarih Profesörü ile Sohbet ediyordum. Bana Halil Sahillioğlu’nu sordu, “Hocam” , dedim. Şaşırdı, heyecanlandı, hemen gitti. Kocaman bir Arapça İktisat Tarihi kitabı getirdi. Üzerinde, Halil Sahillioğlu yazıyordu.

İMAGES.GOOGLE.COM

______________________________________________________________